Uzmanlar, Yükselen Deniz Seviyelerinin Küresel Tedarik Zincirlerini de Tehdit Ettiğini Belirtiyor
Deniz seviyelerinde yaşanan artışın sadece kıyı şehirleri için değil, küresel tedarik zincirleri açısından da büyük bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan uzmanlar, özellikle deltalar gibi düz ve suya yakın bölgelerin bu durumdan ciddi biçimde etkileneceğine dikkat çekiyor.
Araştırmacılar, binlerce yıl öncesine ait mercan resifleri ve mangrovlar gibi doğal jeolojik kayıtları inceleyerek, Holosen döneminden günümüze kadar deniz seviyesindeki değişimleri analiz etti. Nature dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, 1900 yılından bu yana deniz seviyesinin yılda ortalama 1,5 milimetre arttığı ve bu oranın, son binlerce yılın hiçbir döneminde görülmediği belirlendi.
Deniz seviyesindeki bu yükselişin arkasında iki ana faktör bulunuyor: Termal genleşme ve buzulların erimesi. Gezegenin ısınmasıyla birlikte okyanuslar daha fazla ısı emiyor ve genişliyor. Aynı anda, özellikle kutup bölgelerinde bulunan buz tabakaları olağanüstü bir hızla eriyor.
Sadece 2023-2024 yılları arasında Grönland, 80 milyar ton buz kaybetti. Bu durum, üst üste 28. yıl boyunca, buz üretiminden daha fazla buz kaybedildiği anlamına geliyor. Grönland’daki tüm buz erirse, küresel deniz seviyesinin tam 7,4 metre yükselebileceği hesaplanıyor.
Bilim insanı Yucheng Lin, özellikle buzul dışı küçük buzulların, kıtasal buz kütlelerinden daha hızlı bir şekilde eridiğini ve Grönland’da bu sürecin kritik bir noktaya ulaştığını belirtiyor.
Her 1 santimetrelik deniz seviyesi artışının, dünya genelinde yaklaşık 6 milyon kişiyi kıyı taşkınları riskiyle karşı karşıya bıraktığı tahmin ediliyor. Bu durum özellikle New York, Cakarta ve Manila gibi alçak kıyı bölgelerinde bulunan metropoller için büyük bir tehlike oluşturuyor.
Çalışmanın diğer önemli bir uyarısı ise Çin’e yönelik: Ülkenin ekonomik açıdan en önemli şehirleri, aynı zamanda zemin çökmesine en yatkın bölgelerde bulunuyor. Bu durum, Çin’i “çifte tehdit” altında bırakıyor.
Lin’e göre, sadece birkaç santimetrelik deniz seviyesi yükselişi bile delta bölgelerindeki taşkın riskini büyük ölçüde artırıyor ve bu bölgeler genellikle uluslararası tarım ve lojistik merkezleri olduğundan, etkileri küresel boyutlara ulaşıyor.